28 Ağustos 2015 Cuma

Bir Avuç Gökkuşağı

Çok sevdiğim penceremin altındaki cama, kolumu yaslamış oturuyordum. Güneşin gözlerimi yakması üzerine, gözlerimi kısıp yatağımda dikleştim.

O sırada, az önce kolumu yasladığım  camdan, penceremdeki güneşe yansıma olması üzerine, yatağımın hemen yanında o güzelliği gördüm.

Bir Avuç Gökkuşağı.



26 Ağustos 2015 Çarşamba

Biz Kimiz?

Biz, belki gün boyu gülüp gece kafasını yastığa koyduğu an bütün her şey karşısındaki tavanda, aynı bir film karesi gibi canlanırken, o gece uyumayıp o filmi seyredenleriz.

Biz, gülerken bir anda yüzündeki gülümseme düşen, insanlara sorgulanmamak için yüzüne buruk bir gülümseme çizip hayallerden, duvara dalıp gidenleriz.

Biz, karşıya daldığımızı görüp, gözümüzün önünde sallanan elle kendine geldiğimizde ''Ne Oldu?'' sorusuna cevap veremeyenleriz.

Biz, belki de sürekli aynı soruyla karşılaştığından, konuyu değiştirmekte usta olanlarız.

Biz, okuduğumuz bir kitabın bir sayfasında, bir cümlesinde, bir kelimesinde, hatta bir harfinde çalınan ruhumuzu bulup, düşünce dağından aşağı inemediğimizden, aynı kelimeyi defalarca okuyanlarız.

Ve dostlar, biz insanlarız.

25 Ağustos 2015 Salı

Hey, Sen! Bayan Hipi!

Okulda, beden dersini süslenme, püslenme günü olarak gören kızlar dışında,

Bir de ben vardım. Okulun ''Hipi'' si. O çocuğun deyimiyle. O kızla dalga geçişi aklıma geliyor.

Sen o gözlükle nasıl geziyorsun ya? Sonra da kızın yerine benim cevap verişim.

Peki, sen o beyinle nasıl geziyorsun? Sonra da arkamdan, saçımdaki renkli örgüden dolayı bana sesleniş şekli.

Hey sen Bayan Hipi!

Sonra da o kızla çok yakın arkadaş olduk. Yani, unutmayın ki, yağmurdan sonra gökkuşağı var. Ve Umut her yerde. Sonra, Hüsnü'nün sesi dolduruyor beynimi.

Umut kim kanka?


DİNAZOR HÜSNÜ

İç Ses. Hani bazı iç sesler zeki olur, bazıları aptal. Bazıları en gereksiz, bazıları ise en lazım olduğu zaman ortaya çıkar. Dinazor Hüsnü benim iç sesim.

Peki, Dinazor Hüsnü ne zaman mı ortaya çıkıyor? Her Zaman. Sahiden, gerekli gereksiz her saniye konuşuyor. Evet, iç sesime isim koydum. Evet, bu pek alışa gelmiş bir durum değil. Ve, hayır şizofreni hastası falan da değilim. İç sesime isim koymamın bir nedeni var.

Hani, böyle bazen durup dururken içinize bir öküz oturur ya, ya da biz öyle tarif ederiz, bilmiyorum. Benim içime oturan o öküz, genelde iç sesim konuştuğu zaman oluyor. Nasıl mı? Peki, onu da açıklayayım. Şöyle bir diyalog düşünün,

-Oley, sınavım çok güzel geçti! Hele son soru? Ondan kesin eminim.

-Son işlemde ya altmış beş yerine yetmiş yazdıysan. Bence o soru kesin yanlıştır.

İşte böyle bir düşünce oluyor kafamda. Bu durumun sadece bende olmadığının da farkındayım. İşte, ben onun içime oturan öküz değil, içime oturan dinazor olduğuna karar verdim. Yani arkadaşlar Dinazor Hüsnü,

Benim iç sesim''